CNNTURK'ÜN EVRİM YANILGILARI

 

İKİNCİ BÖLÜM: MAYMUNLAŞTIRILMAK İSTENEN İNSANLAR

Homo erectus ve Homo ergaster: Farklı İnsan Irkları

Homo erectus ve Homo ergaster büyük ölçüde aynı anatomiye sahiptir; gerçekte H. ergaster, Afrika'da bulunan H. erectus fosillerine verilen isimdir.

Homo erectus "dik yürüyen insan" anlamına gelir. Evrimciler bu insanları, "erect" (dik) sıfatı ile öncekilerden ayırmak zorunda kalmışlardır. Çünkü eldeki tüm Homo erectus fosilleri, Australopithecus ya da Homo habilis örneğinde görülmediği kadar diktir. Günümüz insanının iskeleti ile Homo erectus iskeleti arasında hiçbir fark yoktur. Bunu gösteren en ünlü örnek, Kenya'daki Turkana Gölü yakınlarında bulunan "Turkana Çocuğu" fosilidir. Bu fosilin sahibinin 12 yaşında bir çocuk olduğu ve büyüdüğü zaman yaklaşık 1.83 m. boyunda olacağı saptanmıştır. Fosilin dik iskelet yapısı günümüz insanınınkinden farksızdır. Amerikalı paleoantropolog Alan Walker, "ortalama bir patoloğun bu fosilin iskeletiyle, bir günümüz insanı iskeletini birbirinden ayırmasının çok güç olduğunu" söyler. Walker kafatası için de, "bir Neandertal kafatasına aşırı derecede benzediğini" söylemektedir.16 Neandertaller biraz sonra inceleyeceğimiz gibi günümüz insanının bir ırkıdırlar. Dolayısıyla Homo erectus da yine günümüz insanının bir ırkıdır.

Nitekim Connecticut Üniversitesi'nden Prof. William Laughlin, Eskimolar ve Aleut Adaları insanları üzerinde uzun yıllar anatomik incelemeler yapmış ve bu insanlar ile Homo erectus'un şaşırtıcı derecede birbirlerine benzediklerini görmüştür. Laughlin'in vardığı sonuç, tüm bu ırkların gerçekte Homo sapiens türüne (günümüz insanına) ait farklı ırklar olduğudur:

Hepsi Homo sapiens türüne ait olan Eskimolar ve Avustralya yerlileri gibi uzak gruplar arasındaki büyük farklılıkları dikkate aldığımızda, Homo erectus'un da kendi içinde farklılıklar taşıyan bu türe (Homo sapiens'e) ait olduğu sonucuna varmak çok mantıklıdır. 17

Evrimcilerin Homo erectus'u "ilkel" saymaktaki en önemli dayanakları ise, kafatası hacminin (900-1100 cc.) günümüz insanınınkinin ortalamasından küçüklüğü ve kalın kaş çıkıntılarıdır. Oysa bugün de dünyada Homo erectus'la aynı kafatası hacmi ortalamasında pek çok insan yaşamaktadır (örneğin pigmeler) ve bugün de çeşitli ırklarda kaş çıkıntıları vardır (örneğin Avustralya yerlileri Aborijinler'de). Turkana Çocuğu'nun kafatası yapısının ise bugün Afrika'da halen yaşayan Masai kabilesinin bireylerinin kafatası yapısına çok benzediği tespit edilmiştir.

Kafatası hacmi farklılığının zeka ve beceri yönünden hiçbir fark oluşturmadığı ise bilinen bir gerçektir. Zeka, beynin hacmine göre değil, beynin kendi içindeki organizasyonuna göre değişir.18

Kısacası Walking With Cavemen belgeselinde "ilkel insan" olarak tasvir edilen Homo erectus'un (veya Homo ergaster'in) gerçekte ilkel olduğunu gösteren hiçbir bulgu yoktur. Belgeselde bu insanların ilkel bir konuşmaya sahip oldukları da ileri sürülmüştür; bu da tespit edilmesi hiçbir şekilde mümkün olmayan, hiçbir bilimsel kanıta dayanmayan bir spekülasyondan başka bir şey değildir.

Homo erectus'un yapay bir sınıflama olduğu, Homo erectus kategorisine dahil edilen fosillerin gerçekte Homo sapiens'ten ayrı bir tür sayılacak kadar farklılık taşımadığı, son yıllarda bilim dünyasında giderek daha fazla dile getirilmektedir. En son 2000 yılında düzenlenen ve sonuçları American Scientist dergisinde yayınlanan Senckenberg konferansında, Michigan Üniversitesi'nden Milford Wolpoff, Canberra Üniversitesi'nden Alan Thorne ve meslektaşları "Homo erectus'un bir tür olarak geçerliliği bulunmadığını, tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini" savunmuşlardır. Bu bilim adamlarının vardıkları sonuca göre, "Homo cinsinin tüm üyeleri, 2 milyon yıl öncesinden günümüze kadar, varyasyona oldukça açık ve geniş alanlara yayılmış tek bir tür, yani Homo sapiens türüdür"19

Yani ortada "ilkel insanlardan modern insanlara doğru geçiş" değil, dünyanın farklı bölgelerinde farklı ırklar halinde yaşamış tek bir insan türü (Homo sapiens) vardır.

Bu tek insan türü ile "insanın evrimi" senaryosunda kendisinden önce gelen maymunlar (Australopithecus, Homo habilis) arasında ise büyük bir uçurum vardır.

Dolayısıyla fosil kayıtlarında beliren ilk insanlar, evrim süreci olmadan, aynı anda ve aniden ortaya çıkmışlardır. Bu ise insanın kökeninin "evrim" değil "yaratılış" olduğunu gösteren bir bilimsel kanıttır.

 

     

 


Notlar :
16- Boyce Rensberger, The Washington Post, 19 Kasım 1984
17-Marvin Lubenow, Bones of Contention, Grand Rapids, Baker, 1992. s. 136
18-Marvin Lubenow, Bones of Contention, Grand Rapids, Baker, 1992, s. 83
19-Pat Shipman, "Doubting Dmanisi", American Scientist, November- December 2000, p. 491

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu site Harun Yahya'nın eserlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.